Ertuğrul Sağlam: Nasılsınız, iyi misiniz?
Cengiz Çimci: Çok şükür hocam. Siz nasılsınız?
Ertuğrul Sağlam: Yoğun bir gündü. Tamamlamak üzereyiz.
Numan Çatmakaş: Kaç tane okul çıkartınız aradan?
Ertuğrul Sağlam: Bir tane çıkardık. Sabah 8.15’te ayaktaydık. Botanik Park’a gittik. Ondan sonra orada koşu parkında idman yaptık. Sonra geldik, takımı aldık, sabah antrenmanını yaptık. Ondan sonra Ali Osman Sönmez Meslek Lisesi’ne gittik. Sonra antrenmanı yaptık. Şimdi de buradayız.
Numan Çatmakaş: Botanik park nasıl? Bugüne kadar orada hiç çalışma yapılmadı.
Ertuğrul Sağlam: Güzel. Çok güzel. Havalar biraz daha toparlanır, ağaçlar yeşermeye başlarsa çok daha güzel olur. Genelde maç sonralarındaki antrenmanlarda koşu yaptığımız için çocukları fazla sıkmamak ve biraz daha uzun mesafeli koşuları eğlenceli hale getirebilmenin arayışını yapıyoruz. Futbolcuya yüklenirken de keyif almasını sağlıyoruz. Hele birde uzun koşularda futbolcuya sürekli sahanın etrafında dön dön dön… Tahmini 3’er dakikadan olsa 12-13 tur. Futbolcu sıkılıyor.
Numan Çatmakaş: Çimleri sayıyorlardır artık.
Ertuğrul Sağlam: Doğru diyorsun. Nerede çukur var, nerede bir şey var, hepsini ezberliyorlar.
Numan Çatmakaş: Değişiklik iyi oluyor. Bizim okul zamanımızda da bazı dersler sıkıcı oluyordu. Bazı derslere de öyle bir hoca giriyordu ki makara falan derken bir bakıyorsun ki hiç dersten anlamayanlar bile ezberlemiş ders bitmiş.
Ertuğrul Sağlam: Eğitimin ana kurallarından birisi 15-20 dakikadan sonra dinleyenin dikkati dağılıyor. O yüzden biraz daha böyle anlaşılır, biraz daha cazip hale getirmek için aralara böyle bir şeyler sıkıştırmak gerekli. Bizde futbolda bunu yapıyoruz. Yoğun antrenmanlarımızı daha ziyade böyle salt koşu yerine, mesela topu içerisine katarak yaptığımızda oyuncu hem anlamıyor, sonra birde bakıyorsun daha fazla yorulmuş ama daha keyif almış.
Akın Alan: Hagi ve Gordon Milne döneminde dışarıdan profesyonel kondisyoner getirilmişti. Sizin böyle bir düşünceniz var mı? Özellikle Milli Takımın Avrupa şampiyonasında yakaladığı tempo takdir toplamıştı.
Ertuğrul Sağlam: Tempo yakalarken tabi sıkıntılarda verdi. Çok sakatlıklar oldu. Ben 4 sene üniversite okudum. Spor akademisi bitirdim 3 senede master yaptım. Antrenman bilgisi, anatomi, spor psikolojisi gibi konularda 7 sene eğitim aldım. Bu yüzden başka birini kullanmayı düşünmüyorum.
Cengiz Çimci: Bahsettiğimiz dönemlerde 7-8 kişilik teknik kadrolar oluşmuştu.
Ertuğrul Sağlam: Çeşitli eğitimler için özel adam getiriliyor. Çabukluk, aerobik, spring gibi antrenmanlar için özel antrenörler getiriliyor. İşin ekonomik yönünü de düşünmek gerekiyor.
Numan Çatmakaş: Vakıfköy'ü değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?
Ertuğrul Sağlam: Düşünüyoruz, planlarımız var. Vakıfköy kamp ortamı ve takımın daha keyifli antrenman yapması için güzel bir yer. İşin modernliğine baktığımızda Özlüce Avrupai bir tesis. Vakıfköy öyle değil.
Numan Çatmakaş: Oyuncuların soyutlanması açısından mı?
Ertuğrul Sağlam: Kesinlikle. Vakıfköy konum olarak bize güzel bir hava veriyor.
Ersel Uzgur: Tesislerin şehir içinde olması oyuncuyu tam anlamıyla motive edememenize neden oluyor. Oyuncunun dikkati Özlüce'de çok çabuk dağılıyor. Gelenler, gidenler oyuncunun dikkatini çok dağıtıyor.
Ertuğrul Sağlam: Özlüce Tesisleri çok ayak altı..jpg)
Ersel Uzgur: Vakıfköy’deki problem binaların eski olması. Önümüzde dönem ciddi bir revizyon görecek. Hocamızın federasyon nezrinde görüşmeleri var. Bazı alış-verişler olacak. En geç yaz sonu Vakıfköy’de ciddi bir revizyon olacak.
Akın Alan: Özüce Tesisleri’nin daha 2. etabı var. Umarım bittiğinde ağaçlandırma ile güzel bir yapı halini alır.
Numan Çatmakaş: Bizim çocukluğumuzda Vakıfköy’de altyapıdaki çocuklar A takımı gördüğünde onlardan etkileniyordu, hırslanıyordu. Vakıfköy'ün birde böyle bir avantajı vardı. A takım hocası da altyapıyı daha iyi gözlemleyebiliyordu.
Ertuğrul Sağlam: Başka insanda farklı düşünüyor. Altyapı A takıma yakın olmaması gerekiyor. Orayı ulaşılmaz görmesi gerekiyor diye düşünüyor. Ama sende farklı düşünüyorsun. İkisinin de avantajları ve dezavantajları var.
Ersel Uzgur: Altyapıyı sürekli takip ediyoruz. PAF takımla sürekli maç yapıyoruz. Mesela Sercan Şen daha 15 yaşında A takımla antrenmana aldık.
Akın Alan: Portatif tribün düşünüyor musunuz?
Ertuğrul Sağlam: Özlüce’de zaten tribün niyetine kullanacağımız bir yeşil alan var. Bence daha güzel.
Numan Çatmakaş: Portatif tribün olursa insanlara hayır demeniz daha zor. Vakıfköy'de insanlar sağdan soldan atlayıp geliyordu.
Cengiz Çimci: Son zamanlarda zaten yerel basından bu konuda şikayetler oluyordu. İçeri alınmama konusunda.
Ertuğrul Sağlam: Niye her gün izleyeceksin ki antrenmanı? Günümüz futbolunda artık detaylar çok önemli hale geldi. En ufak bir detayı rakip takımın öğrenmesi çok şeyi değiştirir. Taktik antrenmanlarını açmıyorum basına.
Ersel Uzgur: Casuslarda çok. Açarsın antrenmanı, senin duran top çalışmanı falan veriyorlar. Sonra adam ona göre önlem alıyor.
Numan Çatmakaş: Art diyetli değil de, Bursa basını her şeyden haberdar olmak istiyor. Gerçi taraftar da aynı şekilde, sadece basın değil.
Yetkin Önürmen: Onlarda futbolcuların antrenmanlarda neler yaptığını merak ediyor. Performansları nasıl falan gibi.
Ertuğrul Sağlam: Merak etmelerine gerek yok. Futbolcular kendilerine zaten söylüyor.
“Bursaspor şampiyonlukta hep insanların kafasında olan bir takım”
Numan Çatmakaş: Hocam Bursa maceranız nasıl başladı?
Ertuğrul Sağlam: Beşiktaş'tan ayrıldıktan sonra biraz dinleneyim dedim.Yoğun bir dönem geçirdiğim için. O dönem 3 ay evde kaldık. Sağ olsunlar antrenörünü değiştiren bizi arıyor. Sonra düşündüm açıkçası. Gelen takımlar çok iştahlandırmadı. Bursaspor olunca kabul ettim.
Numan Çatmakaş: O zaman şöyle sorayım; Bursaspor'a sizi çeken neydi?
Ertuğrul Sağlam: Beşiktaş'tan sonra hedefi olmayan bir takımla çalışmak uygun olmazdı. Bursaspor dışarıdan çok farklı bakılan bir ekip. Benim içinde öyle. İnanın dışarıdan çok farklı görülür ama içeride maalesef dışarıda gözüken değerinin 3’te 2’si içeride olsa Bursaspor çok farklı yerde olurdu. Çünkü Bursaspor dışarıda çok değerli. Yıllarca buraya gelip giderken hep farklı gözle baktık buraya. Şampiyonlukta hep insanların kafasında olan bir takım. İnsanlar hep bir kaos yaratmışlar, bulmuşlar ve sonucunda başarıya ulaşılamamış.
Cengiz Çimci: Peki geldikten sonra ne buldunuz? Dışarıdan gözüktüğü gibi mi?
Ertuğrul Sağlam: Geldikten sonra artık daha çok ümitliyim. Ben bütünlüğü sağlayabileceğime inandığım için geldim ama bütünlük şart. Şehir olarak bütünleşmemiz lazım. Sonuçta sadece iyi bir hoca yada iyi futbolcular veya sadece para gibi etkenler değil, sonuçta hepsinin bir arada olması lazım. Böyle başlayıp hayal kırıklığına uğrayan çok. Yimpaş Yozgatspor, İstanbulspor, Kombassan Konyaspor vs…
Akın Alan: 29 dev adamımız vardı. Bursa'nın önde gelen 29 sanayicisi bir araya gelmişti. Başlarında da Büyükşehir Belediye Başkanımız vardı. Sonucunda bir sonraki yıl küme düştük. Bu işler sadece parayla falan olmuyor. Kulübünde borç yükünün temel kaynağı o dönemden geliyor.
Numan Çatmakaş: Sizin gelişinizle çok şey yaşandı. Mesela Samet Hoca’yla ilgili ulusal basında dillendirilen çok şey vardı. Beşiktaşlı olmasıyla ilgili. Sizin böyle kaygılarınız var mı? Bu kadar sıcak karşılanacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Ertuğrul Sağlam: Ben buraya iş olsun diye gelmedim. Zerre kadar tereddütüm olsaydı gelmezdim. Ben genç bir antrenörüm. Buraya para kazanmak içinde gelmedim. Buraya başarılı olmak için geldim ve kendimi tekrar kanıtlamak durumundayım. Bu ülkede ses getirecek bir iş yapmam gerekiyordu. Sıcak karşılanacağımı da biliyordum.
Numan Çatmakaş: Sizin Bursaspor'da eksik gördüğünüz bir şeyler var mı?
Ertuğrul Sağlam: Benim bu konuda ki düşüncem; bir kere 45 yıldır insanlar nasıl şampiyon olunamadığını öğrenmişler, ki siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bizim için bunlar çok önemli doneler. Bizde bunları kullanarak nasıl başarılı oluruz onun hesabını yapıyoruz. Gerçek bir bütünlük olması lazım. Sadece hocayı sev, 3-5 futbolcuyu sev… Yönetimi de sevmeli, camiayı da sevmeli. Bölük pörçük olmamalı.
Numan Çatmakaş: Sizin Bursaspor'da önünüze koyduğunuz hedefin süresi nedir?
Ertuğrul Sağlam: Bu matematik hesabıyla olmuyor maalesef. Mesela biz Kayserispor'da göreve geldiğimizde küme düşmeden son anda kurtulduk. Sonra önümüzdeki sezon herkesin küme düşer dediği anda devreyi 3. bitirdik. Şehirden biraz daha destek olsaydı çok daha farklı olurdu. Sonuçta sezonu 5. bitirdik. Sonucunda İntertoto'ya gittik. Oradan UEFA'ya gittik. Ama sezon başında 10.’luğa prim belirlemiştik. Bu işler belli olmuyor.
Numan Çatmakaş: Kayseri'de seyirci baskısı yok. Bu olumlu bir şey mi?
Ertuğrul Sağlam: Taraftar destek olduğunda olumlu bir şekilde bu çok güzel bir nimet. Geçenlerde Mustafa Sarp bir anısını paylaştı. Bursaspor'a transferi gündemde olduğu zaman Hasan Yiğit'i aramış bilgi almak için. Hasan Yiğit'de demiş; “Burada hasta şekilde ısınmaya çık, soyunma odasına geri döndüğünde hastalığını unutursun.” İşte taraftarın gücü böyle bir şey. Tabi olumlu olursa tersini düşünmekte mümkün.
Akın Alan: Az önce herkese destek dediniz. Bizim birde forum bölümümüz var. İnsanlar orada tartışıyor. Yüzlerce farklı insan. Bizde gözlemliyoruz. Ortak düşüncem taraftarın güvendiği insanı desteklemesi. Örnek Güvenç Hoca varken oynanan Trabzonspor maçı ve galibiyet sonrası istifa sesleri. Çünkü taraftar futboldan anlıyor. Belki saha içinde hoca kendine göre haklı ama artık taraftar doğruyla yanlışı anlayabiliyor. Hocada hata yapabilir. Mesela siz olsaydınız, diyelim ki aynı hatayı siz yapsaydınız, insanlar size istifa diye bağırmazdı.
Ersel Uzgur: Ben 30 senedir Bursaspor'un içerisindeyim. Her şeyi gözlemleyebildim. Bizim sıkıntımız camia olamamak. Biz kendi içimizde basını, taraftarı, yönetimi… Yani birlik olunamadı hiç bir dönem. Bir yönetim gelir ve karşısında büyük bir muhalefet bulur. O muhalefet yönetime gelir o da karşısında muhalefet bulur.Yani Bursaspor yenildiğinde sevinen insanlar var. Son zamanlarda taraftar açısından inanılmaz destek var. Ama taraftar dursa başkaları karıştırıyor. Ama Bursaspor'da oyunu veren delege iyi düşünmesi lazım. Yönetime gelen başkanda hoca seçerken yok “Cumhurbaşkanı rica etti” yok “Başbakan rica etti” diye değil, düşünerek hoca seçecek.
Cengiz Çimci: Maalesef Türkiye'de sistem böyle.
Numan Çatmakaş: Mesela 2 saatte hoca belirlenmez.
Ahmet Özen: 2 saatte yönetim belirleniyor. Bu şehirde çay bahçesinde liste yapılıyor. Teknik direktöre 2 saat çok bile.
Selim Vurgun: Bütün taraftar bir güven bekliyor. Siz öyle bir zamanda geldiniz ki herkes etrafınızda birleşti.
Ertuğrul Sağlam: Beşiktaş'tan geldiğim için ufakta olsa bir çekince vardı sanırım.
Selim Vurgun: Ben fanatik, hatta holiganlık derecesinde bir Bursasporluyum. Sizin Beşiktaş'tan ayrıldığınızdaki basın toplantınızda ben çok kötü oldum. Hatta Beşiktaş için çok iyi oldu diye sevinmiştim.
Numan Çatmakaş: Beşiktaş meselesi aslında çarpıtılıyor. Bizim hocalarla ilgili sıkıntımız Bursaspor ile gelen teknik direktörler arasındaki kalite farkı var.
Ersel Uzgur: Seçilen hocaların zihniyeti de önemli. Yani defansif oynayan hoca Bursaspor ile ters.
Ertuğrul Sağlam: Şehirle hoca aynı düşüncede olacak diyorsun yani?
Selim Vurgun: Bizim için galibiyetten çok mücadele önemli. Ben Bülent Korkmaz döneminde bir Galatasaray maçı hatırlıyorum. Mükkemmel bir mağlubiyetti. Her şeyi yaptık ama olmadı. Fakat biz mutlu ayrıldık. Bursa şehri futbolu bilen bir şehir.
Numan Çatmakaş: Maalesef futbolu biliyoruz! Hocam saha kenarından taraftar tarafından futbolculara müdahale ediliyor. Size çok şikayet ediyor mu futbolcular?
Ertuğrul Sağlam: Antalyaspor maçından çok şikayet ettiler. Çok müdahale olmuş tribünlerden.
“İvankov o hatayı bir kere yaptı ve hayatı boyunca bir daha yapmayacak”
Selim Vurgun: Hocam Bursa'daki Fenerbahçe mağlubiyetinden sonra verilen tepki için ne düşünüyorsunuz?
Ertuğrul Sağlam: O maçtan önce güzel maçlar oynadık. Mesela bizim için en güzel maç Hacettepe maçıydı. Mükemmel oynadık. Fenerbahçe maçı ise o maçtan sonra. İnsanlar susabilirdi ama susmadı. Büyük bir coşku vardı. O tepki olmasaydı Gençlerbirliği maçını belki kazanamazdık. İnsan olan o tepkiyi anlar.
Yetkin Önürmen: O maçta insanlar ağlaya ağlaya tezahürat yaptı. Biraz sitemde vardı. Yılların sitemi..jpg)
Akın Alan: İnsanlar takımın kapasitesini de anlıyor, biliyor. Bazı şeyler zorlamayla olmuyor ama hocaya güven olmasaydı o maç öyle sakince bitmezdi.
Ertuğrul Sağlam: Kesinlikle doğru. Kapasite diye bir kavram var. Çocuklar bence elinden gelenin fazlasını sahaya yansıtıyorlar.
Murat Aşkın: Hocam takım niye bu kadar geri pas yapıyor?
Ertuğrul Sağlam: O, bu maçlık oldu. Orta sahada baskı da vardı. Sonuçta Fenerbahçe ile oynuyorsunuz. Rakibe kaptıracağına ayağında tut, geri pas ver.
Ahmet Özen: Sonuçta İvankov'u da zor durumda bırakıyorlar. Zaten adam bu konuda hassas.
Ertuğrul Sağlam: İvankov o hatayı bir kere yaptı ve hayatı boyunca bir daha yapmayacak öyle artistlik hareketler.
Uğur Memiş: Hocam, siz futbolculuk döneminizde sert ve isabetli şutlarınızla tanınan biriydiniz. Ama bizim takımımıza baktığımızda şut konusunda eksikliklerimiz olduğunu görüyoruz.
Ertuğrul Sağlam: Evet. Maalesef şut özürlü bir takımız.
Numan Çatmakaş: Hocam oyuncularımda benim kadar zeki diyorsunuz yani? Ben sizin bir maçınızı hatırlıyorum. Beşiktaş'ta top oynarken orta saha çizgisini geçmiştiniz ve hakem oyunu başlatamıyordu.
Ertuğrul Sağlam: Sen hatırlıyor musun o maçı?
Numan Çatmakaş: Hangi maç olduğunu hatırlamıyorum.
Ertuğrul Sağlam: Samsun'da Samsunspor maçıydı. Bizimkiler gol atmış, kendi sahasında kümelenmişler seviniyorlar. Samsunsporlular da dikmiş santraya topu başlatacaklar. Ben baktım, hemen orta saha çizgisini geçtim, bekliyorum. Hakem “çık” diyor. “Hayır çıkmam” diyorum. Samsunsporlular da beni tanıyor, seviyor tepki göstermiyor. Celiller, Serkanlar falan var o dönem. Yalvarıyorlar “Abi lütfen geç” diye. Geçsem 3 pasta gol olacak. Bizimkiler farkında değildiler. İlginç bir maçtı.
Cengiz Çimci: Beşiktaş'la olan gerginlik acaba sizin arada olmanızdan dolayı yumuşayabilir mi?
Ertuğrul Sağlam: Ben zaten futbolda kavgaya prim vermem. Futbol terörünün karşısındayım. Rekabete sonuna kadar varım ama babam gelse bu konuda yumuşamam. Onlar gelsin buraya, biz gidelim maçımızı seyredelim. Bu şekilde olmalı.
Akın Alan: Bu sene aklınızda kalan maç hangisi hocam?
Ertuğrul Sağlam: Mesela Sivasspor maçı, Kocaelispor maçı. 1 hafta evvel Galatasaray’a 5 attılar, kalemize 2 defa geldiler. 2. yarı bir tane direğin üstünden gitti. 1 hafta önce 5 tane gol atmış, 5 tane de kaçırmış. Herkes diyor; İşte “Kocaelispor’un kaleye gelmeye mecali yok” Ne gelmeye mecali yok! Bir hafta önce Galatasaray’a 5 atmış takım Bursaspor’la berabere kalmak için oynar mı?
Numan Çatmakaş: Maç başladığı gibi bizimkiler pancar motoru takmış gibi deli gibi koşturuyorlardı, inanılmaz basıyorlardı. :)
Ertuğrul Sağlam: O kadar güzel şeyler oldu ki. O bozuk zeminde modern futboldan örnekler sundular. Siz olayı farklı gözle değerlendiriyorsunuz. Bizim çok beğendiğimiz bir karşılaşma taraftarın çok hoşuna gitmeyebiliyor.
Akın Alan: Yeni stat yapıldığında sizce teknik direktörlerin yeri yüksekte mi olmalı? Bursa’da kulübede oturduğunuzda sahanın diğer tarafı gözükmüyor.
Cengiz Çimci: İngiltere’de sanırım bazı hocalar ilk yarıyı tribünde izliyorlar.
Ertuğrul Sağlam: Yardımcıları izliyorlar, kulaklıkla rapor veriyorlar maç içinde.
Cengiz Çimci: Sıfır noktasından baktığınızda, gerçi siz mesleğiniz olduğu için çok daha iyi süzüyorsunuzdur ama görüş çok daha farklı oluyor. Daha iyi gözlemlenebiliyor.
Akın Alan: Hocam ben bir istatistikçi olarak soruyorum. Takımda istatistikçimiz var mı? Kullanıyor musunuz?
Cengiz Çimci: Yoksa ben talibim mi diyorsun? :)
Ertuğrul Sağlam: ODTÜ mezunu bir arkadaşımız var. Gayet iyi. Mesela biz her maçımızdan önce bir önceki maçı izliyoruz. Hoşumuza gitmeyen şeyler oluyorsa yada güzel şeyler oluyorsa, rakiple alakalı öne çıkan özellikleri varsa onlara dikkat ediyoruz. Tabi fazla rakibe bağlı kalarak hareket etmeyi de sevmiyorum ben. Çünkü biz büyük bir takım olacaksak özellikle kendi sahamızda oynayacağımız maçlarda rakip kim olursa olsun, kendi oyunumuzu rakibe kabul ettirmemiz gerek. Rakibin tabi ki çok öne çıkan özellikleri, serbest vuruş organizasyonları, korner atışları gibi bunları atlamayalım diye genelde 15 dakika izleriz rakibi. Kimin karşısında kim oynayacak? O oyuncunun özellikleri nelerdir? gibi. Birde oyunculara CD’ler yaparız. Onları da veririz kendilerine. Mesela sıkıntısı olan oyuncularla alakalı, kendi geçmişteki hareketlerini göstermek için. Bazı oyuncular tabi hatalarını kabul etmiyor. Bunları özel bir şekilde oturup seyrettiğinizde anlaşılıyor. Mesela bir maçta 12 tane top kaybı yaptın diyorsun, oyuncu kabul etmiyor. “Gel” diyorsun, 5 dakika içerisinde 12 tane pozisyonu izlettiriyorsun.
“Hedef takımı olmak çok kolay değil”
Murat Aşkın: Özellikle Fenerbahçe maçından önce Mustafa Keçeli’ye böyle bir şey seyrettirmişsiniz sanırım, çok iyi oynadı. :)
.jpg)
Ertuğrul Sağlam: Bakın ben şunu çok samimi söylüyorum. Mustafa Keçeli’nin ben kötü maçını hatırlamıyorum.
Ahmet Özen: Hocam, Fenerbahçe maçında, devre olduğunda herkes kendi arasında konuşuyor, tüm tribünlerde herkes “eyvah” diyordu. Kimsenin umudu yoktu maçtan. İkinci yarıda çok farklı bir Bursaspor izledik.
Ertuğrul Sağlam: Maçın başında yenilen gol futbolcuları çok kötü etkiledi. İşte 4 defa yenildik 5 mi olacak. Bocalama dönemi yaşadık 20-25dakika. Devre arasında tabi bizde bazı şeyler konuştuk. Ama oynanan futbol şunu söylettirdi onlara, “Bunlarda bir şey yok. Biz biraz toparlanırsak, biraz iyi oynarsak maçı çevirebiliriz.”
Numan Çatmakaş: Aynı şeyleri şuanda hissediyorlar mı? Bu takımlarda bir şey yok. Önümüzde 6 puan var. 5.lik neden olmasın. Fikstür olarak inanılmaz güzel bir fikstürümüz var. Bizim ve yukarıdaki grup hep birbiri ile çarpışacak.
Ertuğrul Sağlam: Bununla ilgili birkaç şey yaşadık kırılma maçı olarak. Hedef takımı olmak çok kolay değil. Hedef futbolcusu olmak çok kolay değil. 15-20 günde 2 maç kazanarak bunu başarmak kolay değil. Bazı sıkıntılar yaşanmaktadır, yaşanacaktır da. İnşallah az hasarla atlatırız. Futbolda dengelerin ne kadar çabuk değiştiğini 2 maç kazanmayla neler olabileceğini sürekli yaşıyoruz.
Selim Vurgun: Pazartesi oluyor, fikstürü alıyorum. Biz yenersek, onlar yenilirse, o yuvarlanırsa, bu takla atarsa filan...
Numan Çatmakaş: Bursaspor taraftarının matematiği çok iyidir. :)
Akın Alan: Düşme barajını çarşıda esnaf belirler, hesaplar.
Numan Çatmakaş: Düşecek durumda olmasak bile alışkanlık olduğu için düşecek takımları
hesaplarız.
Cengiz Çimci: 2 hafta sonra Fenerbahçe - Galatasaray maçı var. Onların orada puan kaybedebileceği, bizimde eksiksiz gidersek 4. 5. sıradaki takımları yakalama ihtimalimiz var.
Murat Aşkın: Türkiye Kupası'ndan elendikten sonra demiştik ki; Bu sene bizim için bitti. Artık önümüzdeki seneye bakalım. Bir anda birşeyler oldu. Biz tekrar ümitlendik.
Selim Vurgun: Hocam, ben yapıyorsam, futbolcu da herhalde fikstürü alıp eline bakıyordur. Futbolcuda bunun etkisi oluyor mudur acaba?
Ertuğrul Sağlam: Tabi ki bakıyor. Onlar da aynı şekilde inceliyor.
Numan Çatmakaş: Puantaja baktığınız zaman en çok hayıflandığınız maç hangisidir? Burada çok kolay maçlarda puan kaybettik.
Ertuğrul Sağlam: Çok şanssız maçlar oynadık. Hacettepe, Kocaelispor, Sivasspor. 3 maçta birbirinin aynısı. Galatasaray maçı da var. Hadi orada çok iyi oynamadık. Kazanacak oyunu ortaya koyamadık. Gerçekçi olmak lazım. Ama Eskişehirspor maçına bakıyorsun, o maçta da farklı birşey olabilirdi. Fenerbahçe maçında son 10 dakikaya yenik durumda giriyorsun. Semih vurmuş, Mustafa Keçeli atlamış üstüne çarpmış, koskoca kalede. Geçmişle ilgili çok fazla görüşmemek gerek.
Numan Çatmakaş: Eskişehirspor maçında, Emre Toraman'ın başına bir futbolcunun başına gelebilecek en kötü şeylerden birisi geldi. Bu tip maçlarda keşke 3 puan yerine 1 puan alsaydıkta bu çocuk böyle bir şanssızlık yaşamasaydı dediğiniz oldu mu?
Ertuğrul Sağlam: Binlerce çocuk var üzülen. Olur mu öyle şey?
Numan Çatmakaş: Futbolun içinde olan bir insan farklı düşünebilir. Emre Toraman futbolu bırakana kadar bu onun sırtında kalacak.
Cengiz Çimci: Bu hafta da tribünde oturdu. Cezalı falan da değildi sanırım.
Murat Aşkın: Biz tribünden golleri göremedik. Ayakta zor duruyorduk Eskşehir'de. Demirlerin üzerinde 3 kişi zıpladımı bütün tribün otomatikman zıplıyordu. :)
Cengiz Çimci: Onun dışında o maçta bir de penaltı pozisyonu var. Verilmeyen penaltımız. Her şeyide şansa bağlamamamız gerek. Ersel Hocam siz takımda varmıydınız hatırlamıyorum. Ben Bursa'da Trabzonspor maçında Turan Şen’in kendi kalesine attığı bir golü hatırlıyorum. Muhteşem bir goldü. Ampul gibi doksana astı derler ya işte öyle. :)
Ersel Uzgur: Turan'ın üst üste gol attığı maçlar vardı bir ara.
Uğur Memiş: Hocam, Fenerbahçe maçından sonra UEFA hedefinin dillendirilmesi takım üzerinde sıkıntı yaratır mı?
Ertuğrul Sağlam: Evet, yaratır.
Numan Çatmakaş: Bizim oyuncularımızın da hepsi maşallah havadan nem kapacak gibi.
Ertuğrul Sağlam: Bizim hedefimiz 6. olmaktı. Bunu başardıktan sonra daha yukarılara nasıl çıkarız ona bakmak gerek. Sonrası ile alakalı büyük hedefler koymak bence tek taraflı sıkıntıya sokabilir. Tabi böyle bir hedefi taraftarın önüne koyup, aksi birşey olması da hoş değil. Siz bizim çocuklarla konuştuklarımızı duysanız uçarsınız herhalde. Kendi içimizde konuşuyoruz tabi biz.
Ahmet Özen: Futbolcular böyle oynarsa bunun gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok.
Selim Vurgun: Hocam, futbolcular için kişisel yorum yapar mısınız bilmiyorum ama Sercan’da bir düşüş var. Biz öyle gözlemliyoruz.
Ertuğrul Sağlam: Ben eskisini de bilmediğim için birşey söyleyemem.
Numan Çatmakaş: Ersel Hoca daha yakın olduğu için bilir. Yusuf gidince ineğin sütten kesilmesi gibi Sercan golden kesildi.
Ersel Uzgur: Sercan ve diğer genç oyuncular daha çok yeni oyuncular. Kendi ölçülerime göre Sercan hiçbir zaman çok iyi oynamadı ama goller attı. Avrupa da yıldız olabilecek yetenekleride var ama bunların yüzde kaçını kullanabiliyor? Bizim burada şöyle bir şey oluyor; çok çabuk birilerini bir yere oturtuyoruz. Dün Volkan’dı, bugün Sercan. Yarın Hasan, Hüseyin kimse.. İstiyoruz ki bizim sevdiğimiz bir kardeşimiz böyle bir iki oynasın, gol atsın. Hemen çok yukarı çıkarıyoruz. Biraz zaman geçtikten sonra kendisi bunu hazmedemiyor. Bu kadar ilgi alaka onda da çeşitli şeylere sebep olmuş olabilir.
Numan Çatmakaş: Bursa da özellikle düşünebiliyor musunuz? Mahallede “hadi oradan” denilen çocuk bir anda bir bakıyorsunuz insanlar onun hakkında makale yazıyor, televizyonda ondan bahsediyorlar. Oyuncunun havaya girmesi yaşı ile ilişkili olarak bakınca bana çok normal geliyor. Belkide bugüne kadar takım içinde destek almamaları da yıldız adayı oyuncuların kaybolup gitmesine neden oldu.
Ersel Uzgur: Bu tarz oyuncular hakkında çok yazılıyor. Sonra 2-3 hafta formu düşük olunca hemen eleştiri alıyorsun. İşte “bu adam var da hoca oynatmıyor.” Bu değerlendirmeleri biraz zaman geçtikten sonra yapmak gerek. Bir oyuncu ya da antrenör 1-2 maçla çok iyi olmaz. Ya da çok kötü olmaz. Biz de biraz bu var. Çok çabuk tavan ve çok çabuk dip yapıyor.
Numan Çatmakaş: Siz Bursa'nın içinde olduğunuz için bilirsiniz. Bunun sebebi, başarıya aç bir kitlenin çok olması olabilir mi? Bursa için futbolcu fabrikası deniyor ama son 1-2 yıl haricine baktığımızda uzun yıllardır futbolcu çıkmıyor. Mesela hocam geldikten sonra Volkan’ı seyretmekten ben zevk alıyorum.
Ertuğrul Sağlam: Sercan daha 19 yaşında bir çocuk. Bu yaş grubunda gelecek vaadediyor. Futbol mantaliteside çok gelişmiş değil. Ama 3 maçta 5 gol atıp uzun bir süre sessiz kalması çok uzun sürdü. İnsanları mecburen başka şeyler düşünmeye sevkediyor. Daha 19 yaşında onun da yaşaması gereken şeyler var.
Ahmet Özen: Arabasına kadar konuşuluyor her yerde.
Ertuğrul Sağlam: Bu çocuk milli takıma seçildi. Birçok takımın transfer listesinde kendisi ile alakalı 5-6 milyon Euro’lar konuşuluyor. Biraz da bu açıdan bakmak gerek. Biraz bocalama dönemi yaşadı ve atlatıyor. Bir gün gelecek, kendi gerçekleri ile yüzleşecek. Hayatın gerçeklerini de anlayacak ve anlaması gerek. Belli bir süreçten sonra da toparlanmaya geçecek. Bir bakıyorsunuz 2 maç kötü oynadımı hemen yuhalamalar başlıyor.
Numan Çatmakaş: Aslında Bursa’da bu çok var. Biraz önce Kayseri örneğini verirken, orada taraftar baskısı olmaması futbolcunun toparlanması için biraz daha etkili olabilir mi? Burada çünkü yerin dibine sokuluyor.
Ersel Uzgur: Benim gördüğüm Trabzon, Bursa, Eskişehir, İstanbul, başka da futbolu her yerde konuşan bir şehir tanımıyorum. Var mı? Ben Antalya da çalıştım uzun süre. Kimsenin takım düşmüş, çıkmış umrunda değil. Mesela Galatasaray maçı var. Her yer Galatasaraylı. Antalyasporlu yok. Bursa da 2 kişi bir araya gelince hemen Bursaspor'u konuşuyor. Çok sevgi bazen zarar veriyor. Bursa da taraftar futbolcunun yatak odasının içinde ne var onu bile bilmek istiyor. Bunu öğrenmek için çaba gösteriyor ve öğrendikten sonra en ufak birşey olduğunda onu kullanıyor.
Ertuğrul Sağlam: Arkadaşlar sıkıntılarını dile getirdiler. Basın mensupları neden her gün antremanda değil? Neden vermiyorsunuz Engin(Akdemir) her gün detaylı bilgileri? :)
Numan Çatmakaş: Herkesten alırsın, Engin(Akdemir)'den alamazsın. Senelerdir arkadaşımız hayatta bir şey söylemez. :)
Cengiz Çimci: İspanya maçları için ne diyorsunuz? Sercan milli takımda.
Ertuğrul Sağlam: Valla Fatih Hoca bu adamı son saniyede milli takıma aldıysa bir sürpriz yapabilir diye düşünüyorum.
Numan Çatmakaş: Bence Fatih Hoca Sercan'ın Fenerbahçe maçında cengaverce içeri dikine girişlerini gördü, onun için aldı.
“Sercan'ın yükselen bir performansı var”
Cengiz Çimci: Hocam, Muhammed Demir için ne düşünüyorsunuz? Biz göremedik bir türlü.
Ertuğrul Sağlam: Muhammed için aynı şeyleri ben de düşünüyorum. Ben de aynı bilgilere sahibim. Adam geldiğimiz günden beri sağlıklı bir şekilde %100 antrenman yapamadı. Geldiğimde sakattı. Sonra tam başlayacaktı sakatlandı. Bir daha iyileştirdik, adam yine sakat.
Numan Çatmakaş: Peki, elinizde iyi bir hamur olduğunu düşünüyor musunuz? Sercan var, Volkan var, Muhammed geliyor, Eren geliyor. Önümüzdeki seneler için planlarınız da düşünüyor musunuz?
Ertuğrul Sağlam: Tabi ki bunlar önümüzdeki yıllarda kadro yapılanmamızın temelini oluşturacak oyuncular. Şu anda tam anlamıyla gelişmelerini sürdürürlerse olacak tabi. Sercan'ın yükselen bir performansı var. Bakıyorsun Volkan oyun anlayışını değiştirmeye başladı. Hep söylüyoruz. Çok daha iyi bir takım olabiliriz ama 4 tane, 5 tane kaliteli oyuncuyu kadromuza koymamız gerek.
.jpg)
Akın Alan: Hangi bölgeye düşünüyorsunuz?
Ertuğrul Sağlam: Bölgeler üç aşağı beş yukarı belli zaten.
Numan Çatmakaş: Kayseri'deyken mesela çok fazla tanınmayan Toledo geldi. Bursaspor'a da böyle sürpriz ama kaliteli isimler de gelecek mi?
Ertuğrul Sağlam: Maddiyatla alakalı. Bakın bütçeyi arttırdıkça riski küçültürsünüz. Yani şimdi gideceksin Avrupa'ya, Brezilya'ya, kimsenin görmediği, seyretmediği ucuz adam bulacaksın. Süper olacak. Bir de Türkiye’ye getireceksin. Yok böyle bir şey. İmkanı var mı? Şans işi. Bu işte riski azaltmak istiyorsan parayı arttıracaksın.
Selim Vurgun: Herkes Tabata diyor. Tabata kaç paralık adam?
Numan Çatmakaş: Tabata çok ekstrem bir oyuncu. Nurullah Sağlam alana kadar 3 sene uğraşmış.
Ertuğrul Sağlam: %50' sine 1 milyon Dolar verilmiş. Kendisinin aldığı da ona yakın sanırım. 2 milyon Dolar maliyeti var.
Cengiz Çimci: Hani hep konuşulur. Geçmişte Bursaspor’da forma giymiş, mesela Afrika’da en akılda kalan Mosheu'dir. Çok fazla uzun süre forma giymedi ama Bursa’da iz bırakan futbolculardan bir tanesidir. 40 yaşına kadar oynadı. Belki de hala oynuyor, bilmiyorum. Bu oyuncularla aslında bulundukları ülkede görüşerek bir nevi scout görevi görmelerinin sağlanması iyi olur. Bu hep konuşulur, yazılır, çizilir. Aslında çok mantıklı.
Ertuğrul Sağlam: Aslında söyledikleriniz çok makul, çok güzel şeyler. Kurumsal yapıya kavuşmuş, hedefi büyük takımlarda yapılması gereken şeyler. Biz de daha öyle bir şey yok.
Cengiz Çimci: Milyon Dolarlar çöpe atılıyor. Bakıyorsunuz, futbolcular çok fazla izlenmeden, referans alınmadan alınıyor, onun yerine bu tip adamlara aylık 15-20 bin dolar para verilse...
Ertuğrul Sağlam: Bir defa uzun vadeli yönetimlerde bunun kulüp politakası haline gelmesi gerek. Bir antrenör gelecek bu sistemi kuracak. Diğeri gelecek yarıda bırakacak. Böyle bir şey kabul edilemez. Kulübe gelen adamın da şunu bilmesi gerek; “ben 3 sene, 5 sene buradayım kardeşim.” Bu yapıyı sahiplenmesi gerek. Geliyor adam, bir sonraki dönemle ilgili kafasında endişe var. Bir an önce saha sonuçlarını nasıl alırım onun endişesi içinde. Bu durumda yönetim de elde edemiyor, hoca da elde edemiyor. Hiçbir hoca geldiğinde altyapıyla uğraşmıyor. Nasıl olsa 1 yıl sonra giderim diyor. Benden sonra gelene kalır diye düşünüyor. Ama uzun vadeli bir planı olsa bilir ki kendi geleceği de altyapıda.
Numan Çatmakaş: Bu sizin hocalar arası dayanışmanızın eksik olması olabilir mi? Lig başlıyor, bir takım hocalar bir bakıyorsun 6. 7. haftayı bekliyorlar. “Aman şu takım kötü gitsin de bize yer açılsın.” gibi bir döngü var.
Ertuğrul Sağlam: O antrenörler değiştirmiyor bu durumu. Bu düzenin getirdiği bir şey. O kişiler düzeni bildiği için böyle davranıyor. Bu düzeni oluşturan insanlar çok farklı insanlar.
Numan Çatmakaş: Belki de İtalyan modeli Türkiye’de uygulanmalı. Bir hocayla anlaşırken iş zorlaştırılmalı.
Ertuğrul Sağlam: Beyinleri değiştirmedikçe onu da değiştirsen bir şey olmaz ki. Ona da bir kulp bulacaklar, çözüm bulacaklar. Olaya bakış açımızı daha pozitif hale getiremezsek, sabretmeyi hoşgörüyü beceremezsek olmaz.
“Bugüne kadar bu potansiyelinin %10'unu bile kullanamamışsın”
Selim Vurgun: Bursa da en büyük dezavantaj, 45 senelik bir sabır olduğu için buraya gelen teknik direktörün işi zor. Çünkü artık son noktaya gelmiş bir durum var ve buraya gelen hocanın yaptığı en iyi şey bile tatmin etmeyebilir taraftarı.
Ertuğrul Sağlam: Nasıl tatmin etmeyebilir?
Selim Vurgun: Hiçbir şey görmedik ki.
Ertuğrul Sağlam: Hani görsen, yaşasan alınacak ona yakın bir başarı, diyelim bu takım 3. olmuştur, 5.liği beğenmez.
Selim Vurgun: Hocam, ben 20 senedir bir şeyleri bekliyorum, ama hiçbirşey görmedim. Hani bir şeyler görseydim...
Ertuğrul Sağlam: Bir şeylerden kastın ne senin?
Selim Vurgun: Yani bir UEFA yok, şampiyonluk yok.
Ertuğrul Sağlam: Şampiyonluk kolay değil. Bir 6. ol, bir 5. ol. Sırayla.
Selim Vurgun: Ben uzun zamandır bunu bekliyorum.
Ertuğrul Sağlam: Camiayı bildiğin için olaya daha farklı yaklaşman gerek esas.
Selim Vurgun: Bu takımı 1963'den beri tutan insanlar var ve artık son noktaya gelmiş. Bir şeyler bekliyor insanlar.
Ertuğrul Sağlam: Öyle bir şeyden bahsediyorsun ki, şampiyonluğu 8-10 Anadolu takımı almışta
sadece biz alamamışız gibi konuşuyorsun.
Selim Vurgun: Hocam, 8-10 tane Anadolu takımı içinden hangisinin bizim kadar potansiyeli var?
Ertuğrul Sağlam: Tamam. Potansiyelin var senin ama bugüne kadar bu potansiyelinin %10'unu bile kullanamamışsın. İşin de sana katkı sağlayacak şekilde sağlayamamışsın. Kayserispor 4 senedir yapılanıyor ama hala bir şeyi başaramıyor. Sen şunu düşünebiliyor musun? Kayserispor'un bütçesi şu an senin bütçenin 3 katı. Yabancılar kaç paraya oynuyor biliyor musun? Mehmet Topuz 3.2 Trilyona oynuyor.
Numan Çatmakaş: Peki hocam, gelir nasıl oluyor? Koca Bursa da öyle bir bütçe oluşturamıyoruz.
Ertuğrul Sağlam: Gökhan'ı sattı, ilhan'ı sattı.
Cengiz Çimci: Bizim kadar borcu olmadığını düşünürsek, gelir gider dengesi birbirini karşılıyor.
Ertuğrul Sağlam: O da tabi büyüttüğün zaman bir kaç sene içerisinde sıkıntı yaşayabilir. Diyelim ki bizim zamanımızda 10 Trilyon'a bir sezon bitiyordu. Şimdi 30 Trilyon'a çıkıyor. Giderlerinle gelirlerini dengeleyemezsen 2 sene sonra sıkıntı yaşarsın.
Numan Çatmakaş: Futbolcu piyasasının Türkiye’de yüksek olduğunu düşünebiliyor musunuz?
Ertuğrul Sağlam: Arz talep meselesi bu. Aynı zamanda gelirler de yükseliyor. Bursaspor'un 5 sene önceki geliri ile şuan ki geliri aynı mı? En az 4 katı 5 katı fazla.
Numan Çatmakaş: Diyoruz ki; neden İngiltere de oynayan çok sayıda oyuncumuz yok. Dışarıya bir türlü futbolcu ihraç edemiyoruz. Futbol piyasasının yüksek olduğundan olabilir mi?
Ertuğrul Sağlam: Futbol piyasası yüksek ama, halkın futbola gösterdiği ilgiye baktığın zamanda Dünya da ilk 3'e, ilk 5'e giren ülkeyiz.