Ana Sayfa | Üyelik | RSS   Son Güncelleme :  11 saat önce  
Forum |  Tarihçe |  Media |  Radyo |  Başkanlar |  Yeşil Beyaz Sohbetler |  Tam Saha Pres |  Portreler |  YSBÖYazarlar |  Teksas |  Künye
Es Es'i 'Es' geçmeyelim  |  Federasyon'a erken uyarı  |  Çalımbay: ''Bizim için bir dönüm maçı''  |  Rangers maçı kayıtları devam ediyor  |  Sağlam: "Önce lig, sonra Şampiyonlar Ligi"  |  
 
  Ana Sayfam yap - Sık kullanılanlara ekle - Yeni Haber geldiğinde beni mail ile uyar    

Murat Tamzok
WE ARE ON THE ROAD
Sadettin KARAÇAM
Yükselen Çıtayı Yukarıda Tutmak İçin-1
Devrim Çetin
Geleceği mi kurtaracağız, günü mü?
Enbiya Topal
Tesadüf
İsmail Akkanat
Yola Devam
Yetkin Önürmen
YOLA ÇIKTIK GİDİYORUZ
Bülent Sabırlı
İşte Şimdi Büyüksün Kupa!
Fatih Öğreten
Susarsan Kazanırsın
Akın Alan
İçi Doldurulamayan Kavram:Kurumsallaşma

YEŞİLE SEVDALI BEYAZ ÖYKÜLER

 


 
fotoğraf
11.12.2009

 deneme test
5 fotoğraf
03.01.2009

 
 
Yazık...
18.05.2009


 

          Henüz 17 yaşındaydı bu kulübün kapısından içeri girdiğinde... Bursaspor tarihinin unutulmaz isimlerinden İmparator Biyediç, onu Kartalspor'dan getirdiğinde daha bıyıkları bile terlememişti.

         

          Yıllar boyu bekledik pişsin, takıma girebilsin diye... Bu bekleyiş sırasında az canımızı yakmadı bizim... Yaptığı kademe hataları, yerli yersiz hırçınlıkları, gerekli gereksiz gördüğü sarı ve kırmızı kartları hep sineye çektik. Bu çocuk adam olacak, iyi bir futbolcu ve adam kazanacağız  ileride dedik..

 

          Derken o talihsiz 2003-2004 sezonun yaşadık... Oçocuğun da içinde bulunduğu kadro küme düştü... Ama o, bazıları gibi bırakıp da kaçmadı.. Helal olsun dedik, bağrımıza bastık. Lige geri dönebilmek için onur mücadelesi yaptığımız 2004-2005'te de mücadelesinden dolayı gladyatör dedik ona... Hemen 1 sezon sonrasında da takımın 3. kaptanı oldu.

 

          İlk gönül kırıklığımız da süper lige geri döndükten sonra başladı. O çocuk artık büyümüş, futbolunu geliştirmiş, takım kaptanı olmuş ve bu şehrin 16'sını sırtında taşımaya başlamıştı. ilk kez 13 Mayıs 2007 akşamı, mükemmel bir intikam gecesinden sonra kendisine uzatılan TRT mikrofonlarına üzerindeki t-shirti neden giydiği sorulunca "Ne bileyim. Verdiler giydik" diyince içimizi burktu o çocuk. Neyse dedik. üstünde durmayalım.. Çok da önemli değil..

 

          2. manevra sezon sonunda geldi o çocuktan. Transfer dönemi geldi, kendisi bir takımın kaptanı olduğunu unutup, kapı kapı dolaşarak piyasa yaptı, gidecek yer aradı...Bulamadı.. Sonra da geldi ve büyük fedakarlık yapmış gibi kaptanı olduğu, çok sevildiği bir camiaya "1 senelik" imza attı...

 

          Bu, o çocuğun bize attığı 2. goldü.. Hadi dedik.. Bunu da görmeyelim.. Basalım yine bağrımıza..

 

          Ama çok geçmeden kaptanın 3. golünü de gördük ağlarımızda.. Bursaspor tarihinde bir ilk olarak kaptan ve takım arkadaşları antrenmana çıkmadı. Neymiş?? Para alamıyorlarmış... Onu da görmeyelim dedik.. Hoş, onu da görmeyerek bugünün kahramanlarına, 25 maçtır bedava oynayan timsahlara haksızlık etmişiz ya neyse.. konumuz bu değil..

 

          O sezonun sonu da geldi bir şekilde. Ama o çocuk bu kez çok düşkünü olduğu para uğruna rengini, formasını değiştirmeyi tercih etti. Biz yine görmedik. Profesyoneldir, ekmek derdindedir, yolu açık olsun dedik. Ama o çocuk bir "Allahaısmarladık, ben gidiyorum, beni sevdiniz, destek verdiniz ama buraya kadarmış. Hakkınızı helal edin" demeyi çok gördü bizlere.. İşte o gün gerçekten kırıldık.  Anladık ki bizim ona verdiğimiz değerin zerresini bize vermemiş o çocuk..

             

          Ve sonunda rakip olarak karşımıza çıktı.. İlk yarıdaki maçta bu şehire gelmemek için kart görüp kaçan o çocuk, bu kez sahadaydı. Formasının hakkını verdi Allah için. Zaten buna da kimse tek laf edemez. Ama ne olduysa 90 dakikanın ardından oldu.. Bu şehirde gönüllere konan, sevilen, sembol olmasına çeyrek kalmışken bizi terkedip giden o çocuk, 90 dakikanın bitiminde 40 yıllık Trabzonlu gibi ortaya geçip üçlü çektirmeye kalktı. Hem de kime karşı??? Kendisini futbolcu yapan, Sedat 3'lerin, Mesut'ların, Ersel'lerin, Biyediç'lerin, Beyhan'ların pazubandını ona emanet eden, şehrinin numarasını ona veren(ki halen de o numarayı taşıyor) bir camiaya karşı...

             

          Maç kazanmışsındır, seviniyorsundur anlarız. Şampiyonluk yolunda önemli bir engel aşmışsındır eyvallah..Ama seni EGEMEN yapanlara, seni sevenlere, 7 sene terlettiğin o kutsal formaya karşı hiç mi saygın yok be arkadaş. Gir edebinle içeri, sevincini orada yaşa. Ordan oraya atlayıp zıplamanın, düşman karşısında zafer kazanmış edasıyla hezeyan etmenin ne alemi vardı???

 

          Şunu anladık ki biz seni futbolcu yapmayı başarmışız ama sadece o kadar.. Beklentimizin 2. kısmı boş çıkmış. Sen bir şehrin idolü olmak yerine tribünlere oynamayı ve bugünün adamı olma yolunu benimsemişsin çoktan.. Ve anladık ki sana verdiğimiz sevgi boşaymış..

   

          Aslında o tavrının ardından bu yazıyı yazmak bile sana hakettiğin değerden fazlasını vermek olacak.. Ama içimi dökmek istedim.. Sana son sözüm YAZIKLAR OLSUN.. Değmezmişsin Egemen Korkmaz..

 

erenito@bursasporum.com

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
error