Bülent SabırlıBir lig düşünün ki daha kurulurken tüzüğüne İstanbul’un üç takımına tüm gelirlerin %60’ının pay edileceği yazılmış.
Bir lig düşünün ki uzun yıllar boyunca “şampiyonluk primi” adı altında dört kulüp lig pastasından sürekli beslenmiş. Adam gibi semirmişler. Üstelik bugün çeyrek asırlık yaşa gelmiş bir taraftarı, o şampiyonluktan bir tane bile görmemiş takım bile bu sayede semirmiş.
(Buraya küçük bir not eklemeliyim. Trabzonspor’un şampiyon olduğu yıllarda İngiliz Nottingham Forest de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda fırtına gibi esiyormuş. İki yıl üst üste Avrupa’nın kulüpler bazındaki bu en büyük kupasını kaldırmışlar. Aynı mantıkla artık esamisi okunmayan Nottingham Forest’in bugünün Şampiyonlar Ligi’nden şampiyonluk primi aldığını düşünebiliyor musunuz? Olmaz değil mi? Ama bizde olur.)
Bir lig düşünün ki devletin resmi televizyonu bile maç özetlerini ikiye bölmüş, dördü haricindekileri gecenin bir yarılarına kadar bekletir iki yudum görüntü için.
Bir lig düşünün ki her sene bu dört takımın yöneticileri federasyonun ayak oyunlarından, haklarının gasp edildiğinden bahsetsin. Ama ne hikmetse o sene kayırılan gene bu dördünden biri olsun. Kıyaklar aralarında dönenip dursun.
Bir lig düşünün ki biraz palazlanıp sıralamada aralarına girmeye çalışıyorsun, ikisinden birini, Trabzonspor’u ya da Galatasaray’ı altına alsan sen de özlediğin Avrupa kupalarından birine katılacaksın. Son iki haftaya, son virajlara girmişsin. Tam da bu arada en önemli gol silahın ve savunmanın sağlam alternatiflerinden biri U19 Milli Takımı’nın kampına çağırılıyorlar. En kritik iki lig maçında oynayamayacaklar. Senden başka takımın kadrosunda direkt olarak oynayabilen hiçbir oyuncu da çağırılmamış bu kadroya. Üstelik de itirazların boşa, oyuncuların illaki isteniyor. Ve ne hikmetse de bu milli takımı çalıştıran Trabzonspor’un, milli takımların genel teknik sorumlusu da Galatasaray’ın sembol ismi.
Bir lig düşünün ki rakibinin daha bir hafta önce Kocaeli’de çatılara tırmanan, kırıp döken taraftarından dolayı aldığı ceza, “Seni gidi hınzır” denip başı okşanacak derecede hafif olsun. O hınzır kendi şehrine gelen Bursalıların otobüslerinin camlarını indirmez mi sonra? Polisi bile senin otobüslerine biber gazı sıkmaz mı? Daha acısı, senin taraftarlarının şehir içinde kağnı hızında ilerletilen otobüslerine eskort ederken, “Açılın Bursa taraftarı geçiyor!” diye megafondan anons etmez mi? Hedef gösterir gibi…
Daha nice nice böyle safi adalet(!) kokan şey ekleyebilirsiniz değil mi?
Sayın Sadri Şener’in açıklamalarını okurken hep bunları düşündüm. Futbolun adaletiymiş. İlk maçta da onların hakkı yenmiş. Doğru, o maçı ofsayttan atılmış bir golle kazanmıştık. Ya bir önceki sezon burada Trabzon’a verilmiş ucuz mu ucuz bir penaltıyla elimizden alınan galibiyet? Ya yukarıda saydıklarım? Ya saymadığım, sayfalara sığmayacak yüzlercesi? Adaletmiş! Güldürmeyin adamı!
Egemen’e gelince…
Yok ya, Egemen’e falan gelmeyeyim. Ne burada boşa harcayacak satır var, ne de bende vakit. Sadece “Bulunduğu kabın şeklini alıyor” diyeyim. Tek üzüntüm içimdeki sesin “Meğer bizdeyken de öyleymiş” diye seslenişi. Değerler tepetakla olmuşken içindeki 16 da 61’e dönmüş, çok mu?
Bülent SABIRLI |