Bülent SabırlıBambaşka bir günü yaşadık Cumartesi günü hep birlikte. Hep birlikte deyişim boşa değil; çalıştırıcısıyla, oyuncusuyla, yöneteniyle, gönül vereniyle, hep birlikte... Sahadaki keyif alıyor, keyif veriyor; kenardakinin yüzü gülüyor; tribündekiyse çıldırmış, coşkusu ipini çoktan koparmış...
Çok yakıştı bu şehre Cumartesi olanlar, çok! Güneş maç başlamadan önce boşuna ışıldamıyormuş, boşuna gülümsemiyormuş Bursa’ya. Biliyormuş. Batalla diye bir sanatçı hünerini konuşturacakmış; Ergiç ve Hüseyin etten duvar, Keçeli ve Ozan İpek soldan, Ali Tandoğan ve Volkan sağdan esen rüzgârlar olacakmış; Turgay darmadağın edecekmiş İstanbul’un Belediyesi’ni. Yavuz’a hiç iş düşmeyeceğini de biliyormuş ki sımsıcakmış o gün. Baharın son demlerinde adamakıllı güneşlensin bari çocukcağız diye…
Bursaspor şiir gibi oyunuyla ve ardı ardına gelen golleriyle hepimizi mest ederken, oyun disiplinine de şapka çıkarttıracakmış meğer. Daha önce de böyle rakibin ezilip büzüldüğü çok maç görmüşüzdür ama bizimkilerin iştahının kesilmediğine de az şahit olmuşuzdur. Daha fazlasını isteyişimize… Bir-iki gol bulunca ardını kaybetmeyişimize… Oysa bir süredir her şey çok başka. At binicisine göre kişniyor…
Sahada böylesine güzellikler varken tribünler boş durur mu? Taraftarın en oturaklısının bile sesi kısılmıştır, sırtı hoplayıp zıplamaktan ter içinde kalmıştır eminim. Peki, 6’yı gördüğü her yerde kardeşlerini anan Bursalıların 6. golden sonraki keyifli sesleri Ankara’ya kadar ulaşmış mıdır? Ulaşmıştır da onlara da neşe salmıştır elbette.
Gün böylesine güneşli olunca insanın aklına da, yüreğine de geleceğe dair bir sürü umutlu şey üşüşüyor. Onları dillendirsem, hayalleri salıversem de yazsam diyorum ama şimdilik yine de frene basıyorum. Denesek nazar değdiririz maazallah! Zaten Cumartesi bütün Bursa’ya hâkim olan renk aşkını, stadyumdaki sevinç gözyaşlarını, takımın gidebileceği hayallerle süslü yeri hakkıyla anlatmak ne mümkün… Bakın büyük usta Orhan Veli’nin mısraları nasıl da yıllar evvelinden ses olmuş hepimize:
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle?
Bilmezdim kelimelerin bu kadar kifayetsiz,
Şarkılarınsa anlamsız olduğunu,
Bu derde düşmeden önce...
Bir yer var, biliyorum.
Her şeyi söylemek mümkün…
Epeyce yaklaştım, duyuyorum,
Anlatamıyorum. |