Kırmızı giymesine rağmen vicdanı kapkara bir hırsız vardı İnönü’de. Sağlam Hoca’sının önderliğinde rakibinin üstüne avını parçalayan timsahlar gibi atılan cesur yüreklerin, emeklerine kan doğramaya çalışan bir hırsız. Maçın 20, dakikasından itibaren, Beşiktaş’a skor avantajını verene kadar sahada yapmadığı eyyam kalmayan, çok eleştirildiği İ.B.B ve Eskişehir maçlarının diyetini ödemeye yemin etmiş bir eyyam kumkuması. Bir tetikçi. Adı da Tolga Özkalfa.
Zaten sahanın ağırlığı ve rakibin etkili isimleri yetmezmiş gibi bir de bu emek hırsızına karşı mücadele etti Bursaspor.
Oysa ne güzel başlamıştı akşam. Dersini çok iyi çalışarak sahaya hiç kimsenin beklemediği, sürpriz, ama bir o kadar da doğru tercihlerle takımını çıkaran Ertuğrul hoca, daha 1. dakikadan itibaren “Bu maçı istiyorum” mesajını verdi herkese.
Sadece Sağlam Hoca mı? Sahada giydiği formanın hakkını vermek için çırpınan, gölü andıran bir sahada “Futbol” oynayan, koşan, basan, pres yapan, topa hakim olan, pozisyon bulan ve rakibini orta çizgiden ileri “vizeyle” salan bir Bursaspor izledik Beşiktaş karşısında.
Nitekim bu arzulu başlangıç henüz ilk devrenin ortalarında sonucunu verdi. Sağ kanatta rakibi ile dalga geçe geçe pas yapan Ali Tandoğan-Volkan Şen organizasyonu sonunda sıfırdan Volkan’ın kestiği bir top, Ozan’ın müthiş kafası ve değişen tabela..
Gol de kesmedi Timsah’ın hızını. Tıpkı Özkalfa’nın da kesemediği gibi. Arkada bekleyip, rakibine bir tek etkili atak fırsatı vermeyen yeşil timsahlar, Sercan’la da 2 adet inanılmaz golü kaçırdı. Eğer bu toplar filelerle buluşsaydı, tarihi anlar yaşayabilirdik İnönü’de..
Derken adına “hakem” dediğimiz tetikçi, oyundaki figürasyonundan sıkılmış olacak ki biraz daha “action” dedi ve sazı iyiden iyiye eline aldı. Adeta rakibin 12. adamı hüviyetine bürünen Özkalfa, 55. dakikada öyle bir rezalete imza attı ki…
Rakibin sol kanattan kazandığı(!) bir serbest vuruşta Rodrigo Tello’ya “düdüğümü bekle” diyen Özkalfa, Şilili futbolcunun tabiri yerindeyse kendisini “kazımamasını” görmezden geldi. Hakemin namusuna güvenip dizilişini, alan ve adam paylaşımını yapmaya çalışan Bursaspor, hazırlıksız yakalanıp arkadan vurulduğu bu pozisyonda da rakibin son 30 maçında tek bir gole imza atamamış “çakma Mert” Marcio Nobre’nin kafasıyla topu filelerinde gördü.
Bu gol eyyamcı Özkalfa’ya yetti mi? Tabi ki hayır. Vicdan yoksunu bu hakemimsi arkadaş, 64. dakikada öyle bir penaltı verdi ki, rakip futbolcular bile inanamadı. Bu fırsatı değerlendiren Bobo, skoru da 2-1 yaptı.
O dakikadan itibaren 2006 Aralığındaki maçın bir “deja vu”sunu yaşar gibi hissettik kendimizi. İyi bir mücadele ama skorda galipken geriye düşmek “yine mi” dedirtti hepimize..
Ama son sözü Sağlam hoca söyledi bu kez. Futbola alt yapıda santrafor olarak başlayan Kaptan’ı gol ümidi olarak sahaya süren Sağlam Hoca, bunun meyvesini de hemen aldı. Keçeli’nin doldurduğu bir topu Ergic’e indiren kaptan, bir anlamda gemiyi de kurtardı. Tabi ki bu golde Ergic’in mükemmel vuruşuna da şapka çıkardı izleyenler.
2-2 olduktan sonra da durmadı Timsah. 89. dakikada bu kez gecenin yıldızı Ozan çıktı bir kez daha sahneye. 3 kişiyi sersemleterek 18’e giren genç futbolcu, Zapo’ya öyle bir asist yaptı ki ondan sonrasını hatırlamıyoruz bile. Hepimiz soluğu Yalova’da aldık.
Sonuç olarak İnönü’de muhteşem bir gece, harika bir galibiyet yaşadık. Klasmandaki önemli rakiplerimizden birini, tetikçileri Özkalfa ile birlikte üst üste koyup ezerek Zirve yolunda müthiş avantaj yakaladık..
Ama en önemlisi, biz İnönü’de MUSİSİ’yi andık..
erenito@bursasporum.com
|