Bülent SabırlıSevdaya konan yasaklar, yüz binlerin dualarının İstanbul’a erişmesini de engeller mi?
Su’dan bahaneler, kazanmaya azmedene, bu uğurda emek verene, alnının terini dökene engel mi?
Hâkim olanın, adil olması gerekenin bozuk terazisi, ilahi adaletin önüne geçebilir mi?
Sağlam temeller üzerine kurulan hayaller, iki rüzgârla yıkılıp dökülebilir mi?
Hayır! Hepsine hayır!
Doksan dakikada duyguları dört döndüren, çok hayır’lı, hayırlı bir maçtı Beşiktaş maçı. Umut, öfke, hüzün, sevinç; tekmili birden… İlk yarıdaki oyunu görünce, hele bir de gol atınca alabildiğine ümitlendik. Adaletsiz kararlara öfkelendik. Hakkımız olan galibiyet avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor gibi görünürken hüzünlendik. Sonra çok şükür ki ayarsızca sevindik.
Bu maçı ömrümce unutmayacağım. Önce nefesimi tutmuş maçı seyrederken eyyamın ağababasını yapan hakemi görünce, ne yalan söyleyeyim, “Olmayacak” dedim. “Ne biz rüya görelim, ne Kayseri, ne de bir başkası. Yedirmeyecekler. Sen ne yaparsan yap, önüne aşılmaz taşlar koyacaklar.” Sonra Ertuğrul Sağlam ve öğrencileri ilahi adaletin eli olup çevirdiler maçın yönünü. Ve içimdeki iflah olmaz umudu canlandırdılar.
Nasıl canlanmasın? Hakeme rağmen yarıştaki rakiplerinden birine karşı, hem de deplasmanda, hem de taraftarın yokken kazanılan bir maç… Zirvede tutunduğun, en iyi averajla, en iyi deplasman performansıyla tamamladığın bir ilk yarı… Şehrin ruhunu yakalamış bir teknik direktör… Gerçek anlamda iş ahlakı olan, çalışan, didinen, yılmayan bir oyuncu kadrosu… Günahıyla sevabıyla bu güzel günlerin zeminini hazırlayan bir yönetim kurulu… Bir galibiyeti bile gecenin bir yarısında, ayazda, kilometrelerce uzakta kutlayacak kadar seven bir taraftar…
Peki, bundan sonrası? Bundan sonrası ne on küsur kişilik yönetim kurulunun, ne Ertuğrul Sağlam’ın, ne de bu güne kadar elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan oyuncu kadrosunun omuzlarına yıkılabilecek bir görev. Çok ağır. Daha çok omuz lazım sırtlanabilmek için. Koca bir şehir lazım.
Şimdi dönüp sorulacak Bursa’ya, bu yükü hep birlikte omuzlayacak, hep birlikte bir hayalin peşinde koşacak mıyız?
Evet, son söz Bursa’da… Söyle Bursa:
YEŞİL BEYAZ MISIN?
AVRUPA’YA YÜRÜMEYE VAR MISIN?
Bülent SABIRLI |