
Hafta sonu oynanan maçlarda ortaya çıkan sonuçlardan sonra tarihimizin belki de en önemli maçlarından birisine çıktık Kadıköy’de. Maçın anlamı öylesine büyüktü ki, alınacak bir galibiyet bizi şampiyonluğun 1 numaralı favorisi haline getirecek, olası bir yenilgi ise hedef ve dolayısıyla vites değiştirmek anlamına gelecekti. Hele hele 10 gün önce hırsız bir hakem tarafından elimizden çalınan bir de kupa maçı olduğunu hatırlayınca Sağlam Hocamın öğrencilerini motive etmesi için tek kelime etmesine bile gerek kalmamıştı.
Karşılaşmayı bizim kadar rakip de çok önemsemiş besbelli. 100 milyon euroluk Fenerbahçe, paranın ve kupaların ezikliği gideremeyeceği gerçeğini henüz giriş kapılarında yaşatmaya başladı bize. Maçın başlamasına dakikalar kala stadın önüne geldiğimizde dışarıda 300 kadar taraftarımızın salhaneye koyun sürer gibi tek bir kapıdan birer birer içeri alındığını gördük. Bunu rakibin bizi ilk sindirme politikası olarak algıladık.
Karşılaşma başladığında ise takımımızı sahada çok riskli bir 11’le gördük. Emre, Baroni gibi hem top çalan hem de top yapan isimler ve Alex de souza’lı Fenerbahçe orta sahasına karşı koşmayan ama teknik becerisi nisbeten iyi olan Hüseyin, Ergic, Batalla üçlüsünü ve sol bekte Yenal’ı görünce “eyvah” dedik.
Nitekim korktuğumuz da çok geçmeden başımıza geldi. Oyuna iyi başlayan ev sahibi takım 5. dakikada Alex, 22. dakikada da Santos’un ayağından tabelayı 2 farklı lehine çevirdiğinde neye uğradığımızı anlayamadık. Allahtan 2-0’ın şokunu çabuk atlattık ve Batalla ile golü bulup oyuna tutunduk.
2. yarının başlamasıyla Sağlam Hocam, sol kanadımızı rakibe koridor yapan Yenal’ı yanına alıp Keçeli’yi oraya monte ettiğinde oyun da dengelendi. Keçeli ilk yarıda sık sık hücuma çıkan Gökhan Gönül’ün önünü kestyi, zaman zaman da Ozan İpek’le birlikte çok etkili kanat bindirmeleri de yaptı. Sağlam Hoca’mızın Leo ile forveti takviye etmesi ve hemen ardından bitime 10 dakika kala Bekir Ozan’la orta sahayı eline geçirmesi, şapkadan çıkacak tavşanı da müjdeledi bize. Çok geçmedi, 85. dakikada Ozan İpek’in serbest vuruşu ile skoru dengeledik, hemen ardından Turgay’la galibiyete çok yaklaştık.
Maç bitti bitecek dediğimiz dakikalarda ise ilahi adalet tecelli etti. 10 gün önce 90+2’de yediğimiz golle yıkılan bizler, bu kez aynı dakikada mükemmel bir kontra ile coştuk. Bekir Ozan’ın akıl dolu ara pası ile 90+2’de fener savunmasını 3’e 1 yakaladık, Volkan Ozan’a al da at dedi, Ozan da bu servisi geri çevirmedi.
Bizler ise tribünde yıkıldık. Ama bu kez coşkudan..
Geri dönüşlerin efendisi olan takımımız Kadıköyde, ligdeki en önemli rakiplerinden birisi olan bir takıma karşı hesap sorma maçında 2-0’dan 3-2 kazanarak rakibine adeta 2 avans 3’te biter dedi. Ve şampiyonluk yürüyüşüne devam etti..
Maç sonrası ise ezikliğin ve çirkefliğin bir başka haliydi. 3-2’lik skoru hazmedemeyen Fenerbahçeli yetkililer, bizi stadda beklettikleri yaklaşık 1.5 saat boyunca sevinmemizi bile bize çok gördü, bize 1.5 saat fener marşları dinlettiler. Demek ki canlarını çok acıtmışız.. ama mesaj çok açık. Tribünde de dediğimiz gibi.. alkışlayın efendiler Bursa şampiyon.
Sonuç olarak bu tarihi galibiyet için Sağlam hocama, ekibine, tribündeki 2000’e yakın yeşil beyaz sevdalısına çok teşekkür ediyorum. Ve sevgili dostlar, izninizle bu galibiyeti kendi adıma 3 gün önce dünyaya gözlerini açan, bu maçın şans meleği olarak gördüğüm sevgili yeğenim Deren’e hediye ediyorum..
Şampiyonluk yolumuz açık olsun..
erenito@bursasporum.com |