Bülent SabırlıKaka’lı bir hadise günlerdir aklımı kurcalayıp duruyor. Birçok konudan ve fikirden sonra iş döndü dolaştı da “Bursaspor niye var?” sorusuna kilitlendi kaldı bende.
Malumunuz, Manchester City Milan’ın Kaka’sına kafayı takıp da kapılarına akıllara ziyan bir teklifle dayandı. ‘He!’ dense Milan 130 milyon Avro, Kaka da beş yıl sonunda 100 milyon Avro gibi yazarken dahi başı döndüren paraları ceplerine indireceklerdi. Hoş, cebe indirmek lafı da burada pek olmadı, zira o kadar parayı sığdıracak cebi de düşünemiyorum doğrusu. Fakat bir yanda da bir dolu velinimet, sevdalı “zinhar sattırmayız” deyip durur. İki ucu kakalı değnek… Nihayetinde ölçüldü, biçildi, tartıldı; böylesi bir teklife bile “Cık! Olmaz!” denebildi. Alışılmışın dışında; terazinin itibarı, aidiyeti, camia olma ruhunu, sevgiyi tartan gözü, deste deste para yüklü kefesinden ağır çekti.
Can cümleden azizdir, bu olaydan sonra ben de önce kendimizi düşündüm haliyle. Bizim de kendi çapımızda Kaka’larımız oluyor zaman zaman. Gözümüzü okşayan, sahiplendiğimiz, üzerine yeşille beyazdan başkasını yakıştıramadığımız… Sonra birileri –ekseriyetle de yedi tepeli bir şehirden– çıkıp diyor ki “Senin Kaka’n bana lazım! Al sana çuvalla para!”
Parayı seveni çok gördüm ama sevgiyi parayla alabileni göreniniz var mıdır, bilemem. Bedelsizdir o, emekle alınır. Bazen buralara bunu becerebilen öyle adamlar gelir ki, giderken kalplerden söküp götürdükleriyle açılan gedikleri yamamaya, kazandırıp kasamıza tıkadıkları çil çil paralar asla yetmez.
Sonra hep söylerim, bu şehir insanını en çok küçük görülmek yıkar. Her alanda en güzellere, en başarılılara sahipken Bursaspor’u da zirvelerde görememek burada her insan evladının içinde yaradır. Bursaspor’u da hayallerde yere göğe sığdıramazken, en büyüklerden görmek isterken, Kaka’sına sahip çıkamayana kim ‘büyük’ der ki?
Şimdi diyeceksiniz ki devir endüstriyel futbol devri… Kulübün ekonomisi… Teklif çok büyük… Biz Milan mıyız?
O zaman ben de soracağım:
“Bursaspor niye var?”
Beni, sizi, hepimizi, Bursalıyı keyiflendirmek için değil mi? Hepimizin ortak paydası değil mi? Bursaspor’un ana amacı para kazanmak mı? Bursaspor ticari bir müessese mi? Sizi sahada bir dolu şeyi başarıp ‘timsah timsah’ yürüyen Kaka’lar mı daha mutlu edecek, kasada ‘kuzu kuzu’ yatan paracıklar mı?
Aslında kapımıza 130 milyonla dayanan yok. Ama 130 milyonun Milan’ın gözünü kamaştıracağı gibi, bizim gözümüzü de sahte ışıklarla kamaştıranlar var. Benim yaptığım denizdeki balığın karadaki komisyonculuğu belki de. Olur da öyle kıymetli Kaka’larımız olur diye yine. Zira son zamanlarda buna dair çokça ışık alıyoruz.
“Ben gideceğim” diyenler mi? Onlar zaten hiçbir zaman bizim Kaka’mız olamamışlardır demek ki…
Özetle; unutmayalım, terazilerin görünmez yüklerle yüklü kefeleri, bazen paralarla yüklenenlerden çok daha ağır gelir. Tıpkı Milan’daki gibi.
“Kaka'larımız bizimdir, bizim kalacak!” |